Edebiyat bir sevda işi olmalı. Gönülden halletmeli. Severek, isteyerek bu iş olsun. Zorla bir yere varılmaz.
Bu işi okullardan hareketle güzel bir yere getirmeliyiz. Edebiyat hocalarından öğrencilerine edebiyatın bütün kurallarıyla var olduğunu, bütün akımların yollarının farklı olsa da edebiyata, insanlığa hizmet olduğunu anlatmalarını sağlamalıyız. Dilin kurallarının iletişim anlaşmak için var olduğunu ifade etmelerini sağlamalıyız. Hareket noktamız da İttihad-ı Edebiyat olmalı.
Özellikle dilin kuralları, özümseme ilkesinden hareketle verilmeli. Sıfatı, zarfı, edatı niçin kullandığını anlatmalıyız. Yaşamına sinmeli.’ Bunları niçin öğreniyorum?’ sorusunu sormamalı.Ekmek gibi su gibi ihtiyaç olmalı onlar için. Niye olmasın ki! Kullandığı dil. Eğer bu dili kullanıyorsa bunu en iyi şekilde gerçekleştirmeli. Var mı bunu başka yolu?
Bunları okul sıralarında öğrenen öğrencilerimiz evde, çarşıda, pazarda, yolda uygulamaya koyar. Esnafa uygun bir dille: Efendim bunu yanlış yazmışsınız. Doğrusu bu, diye hatayı düzeltse dili yanlışta çevirse fena mı olur?
Zaten hep özlemim olmuştur dilini iyi kullanan ; biçimi öze, özü biçime feda etmeyen bireyleri görmek. Kim bilir bu belki de İttihad-ı Edebiyatla olur. Yeni bir çığırla yeni bir dönemle olur. Çekirdekten başlayarak gerçekleşir. İnanıyorum herkes bu akıma dört elle sarılacaktır. Çünkü buna ihtiyacımız var.
|